KUR’AN AYI

Ramazan-ı Şerif, “Kur’an ayı” olması münasebetiyle hem ilim hem de ibadeti kapsar.

Aslında şifa, nur, hidayet ve rahmet kaynağı olan Yüce Kur’an, bu özelliklerini Mübarek Ramazan ayına da vermiş ve her zaman iman ehlini sevindirmiş ve rahatlatmıştır.

Ama ibadeti anlamlı kılanın “ilim” olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir.

İmam Gazali rahmetullahi aleyh, bu konuyu oldukça özlü ve anlaşılır bir şekilde anlatıyor.

“Bir Müslümanın ilim ve ibadetten başka bir şeyle meşgul olmaması, başka şeylerle uğraşıp zahmet çekmemesi gerekir. Çünkü ilim ve ibadetin dışında her şey bâtıldır, hayır getirmez; boştur, elde bir şey kalmaz. İlim ve ibadet iki pırlanta olmakla beraber, bunlardan ilim daha kıymetli, daha şerefli ve daha faziletlidir. İlmin, ibadetten önde geldiğine ve daha şerefli olduğuna işaret eden peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:

“Âlim kişinin, âbid kişiye üstünlüğü, benim, ümmetimden en değersiz birine üstünlüğüm gibidir.”

Anlaşıyor ki ilim, ibadetten daha şerefli ve değerlidir. Fakat kul için ilimle beraber ibadet de lâzımdır. Yoksa ilmi toz duman olur gider. İlim ağaç mesabesinde, ibadet ise bu ağacın meyvesi yerindedir. Ağaç asıl olduğu için şeref ona aittir. Fakat bu ağaçtan faydalanma meyvesiyle olur. O halde kişi, hem ilim tahsil etmeli, hem de ibadetini yapmalıdır.

Haşan Basrî şöyle der:

“ilmi, ibadete zarar vermeyecek, ibadeti de ilme zarar vermeyecek şekilde talep edin, yapın. Şüphesiz ilim başta gelir. Çünkü o asıl ve mürşid durumundadır.”

İki sebepten dolayı ilim, ibadetin önderi durumundadır:

— ibadetinin pürüzsüz olabilmesi için önce taptığın zâtı tanıman gerekir, isimleriyle ve zâtına has sıfatlarıyla tanıyamadığın, hakkında nelerin vacip, nelerin muhal olduğunu bilemediğin bir mâbûda nasıl ibadet edebilirsin? Allah korusun, bazen O’nun zâtı ve sıfatları hakkında gerçeğe aykırı îtikadda bulunursun. O zaman ibâdetin mahvolur gider.

Gene, şer'an yapılması vacip olan şeyleri yapabilmen, terk edilmesi gerekenlerden uzak kalabilmen için bütün bunları bilmen gerekir. Bilmediğin, mahiyetine vâkıf olamadığın bir ibâdeti nasıl yapabilir; günah olduğundan haberdar olmadığın bir şeyden nasıl kaçınabilirsin?

— İlmin ibadetten üstün olup önde geldiğini gösteren sebeplerden ikincisi şudur ki; gerçek ve faydalı bir ilim “Allah’tan korkma” sonucunu doğurur. Allah buyuruyor:

“Kullar içinde ancak âlimler gerçek manada Allah’tan korkarlar.” (Fatır/28)

Bunun izahı şudur:

Allah’ı hakkıyla tanımayan kimse O’ndan hakkıyla korkmaz. Eğer biliyorsa tazim eder, korkar. Dolayısıyla ilim, Allah’ın da verdiği muvaffakiyet ile kulun itaat edip günahlardan kaçınmasına vesile olur. Zaten kişi için bunun ötesinde başka bir gaye de yoktur.”

İlim, ibadetle ve kullukla beraber olmadığında sınırlarını aşıp isyana yönelebilir.

“Alim” olan Allah’tır ve onun mutlak ilmi karşısında bizim ilmi arayışlarımız hiçbir şey ifade etmez. Ancak biz “Alim ve Hakim” olanın karşısında kulluğumuz ikrar eder, O’ndan yardım ister O’na sığınırsak felaha ulaşırız.

Geçmişten günümüze istikametini koruyan alimler hep şunu söylemişlerdir:

“Dediler ki: 'Sen yücesin, bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yok. Gerçekten sen, her şeyi bilen (Alim), hüküm ve hikmet sahibi (Hakim) olansın.'” (Bakara/32)

Ey Rabbimiz!

Bizi bu Kur’an ayına kavuşturduğun için sana şükürler olsun.

Ramazan-ı şerifi, bereket, rahmet ve şifa vesilesi kıl!

foto
Yazar: HASAN SABAZ
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

Köşe Yazarları