Zaman Dahhakları Tanıma Zamanı

Halkların tarihinde bazı kırılma dönemleri ve olağanüstü olayların yaşandığı kesitler olmuştur. Milletlerin tarihinde iz bırakmış olaylar ve durumlar dilden dile aktarılmış bazıları efsane şeklini almıştır. Bu efsanelerden biri de zalimliğiyle tanınan Bişdadi'lerin Hükümdarı Cemşid'den sonra İran ve Turan tahtına oturan beşinci hükümdarı Dahhakdır. Efsaneye göre zulmü ve kötülüğü seven Dahhak'ın omzunda ejderha ve yılanbaşına benzer iki kemik çıkar. Dönemin hekimleri bu durumun çaresini bulamamışlardır. Günün birinde şeytan hekim kılığına girmiş ve Hükümdar Dahhak'a çarenin hastalığın üzerine insan beyni sürmek olduğunu söylemiştir. Bunun üzerine Dahhak günde iki insan öldürtmüş ve beyinlerini yaranın üzerine sürmüştür. Ağrıları hafifleyip acıları dinince Dahhak her gün yetkilendirdiği kişiler tarafından günde iki insan öldürtmeye başlamıştır. Bu zulme daha fazla dayanamayan yetkili, yakalanan iki kişiden birini serbest bırakıp yerine bir koyun kesip beynini Dahhak'a vermiştir. Her gün kaçan insanlar bir bölge de toplanmış, üremiş ve çoğalmıştır. Daha sonra bu halkın toplanmasında ve Dahhak'ı mağlup etmesinde Demirci Kawa rol alır. Demirci Kawa Dahhak'ın hastalığından dolayı 17 oğlunu kaybetmiştir. Bir oğlunu daha almaya geleceklerini bilen Kawa bunu istemez ve Dahhak'ı devirmek için bir plan yapar. Demirci dükkânında silahlar yapar ve bu toplulukla birlikte 20 Mart'ı 21 Mart'a bağlayan gece de Dahhak'ın sarayını kuşatıp onu devirir. O geceyi ateşin etrafında elden ele meşale tutarak kutlarlar. Bu günü özgürlüğe, mücadeleye ve halka adarlar.

İşte tarihte vuku bulduğuna inanılan bu efsane üzerine düşününce, biz mazlum Kürt halkı üzerine tahakküm kurup bu mazlum halkın kanını, canını, emeğini, namusunu, kişiliğini vb. sömürmeye çalışan satılmış, taşeron yerli aktörleri ve onların dışarıdaki haçlı efendileri birden aklıma geldi. Bu zalim güruh aynı Dahhak gibi kendi saltanatlarını, köhnemiş ideolojilerini ve bu halka taslamış oldukları efendiliklerini sürdürmek ve daha fazla yaşayabilmek, iktidarlarını ayakta tutabilmek için bu halktan sürekli onların, oğullarının ve kızlarının kanlarını ve canlarını istemişler istiyorlar. Yollarını kesip araçlarını yakmış, evlerini tarayıp canlarına kıymış iş yerlerini, dükkânlarını yakıp yağmalamışlardır. Çatışma ortamlarını şehirlerin merkezine çekerek insanların toplu yaşadıkları yerlerde halkı çatışmanın içine sürükleyerek daha fazla kan akıtıp iktidarlarını, başkanlıklarını ve milletvekilliklerini garanti altına almaya uğraşmaktadırlar. Bunu yaparken de halka şunu derler: Biz sizin için bunca emek sarf ediyorken size ne olmuş ki mücadeleden kaçıyor, öldürülmekten korkuyorsunuz.

Kendi kirli yüzlerini maskelemek için bukalemun gibi davranan bu Dahhaklar (nehaklar) güya demokrattılar, yani bunlar insan haklarına saygılıydı (!), yani bunlar çocuk gelin istemiyoruz yaygaralarıyla çocukların haklarının korunması için çalıştıklarını (!) vb. söylüyorlardı ve sözde halkların kardeşliklerinden yanaydılar. Yani insani ne kadar güzel sloganlar varsa onları zahiren dile getiriyorlar (çok af edersiniz, gerçi bazen ibne sever sloganlar da atıyorlar). Gelin görün ki yaptıklarıyla söyledikleri birbirini tutmuyor, yaptıkları söylediklerinin tam tersi yönde. Örneğin her insanın evrensel haklarından olan seyahat özgürlüğünü ihlal edip yol kesme ve araçları yakma deseniz bunlarda; yerleşim yerlerinde mayın, bomba, otomatik silah ve roketatar gibi silahlar kullanarak çoluk çocuk demeden insanları katlederek kutsal güvenli yaşama hakkını ihlal deseniz bunlarda; haraç, yağma, yıkma ve talan yoluyla insanların mal edinme ve ticaret etme hakkını ihlal deseniz bunlarda, çocukları dağa kaldırıp ellerine kendilerinden uzun silahlar tutuşturup çatışmaya zorlama yoluyla çocuk haklarını ihlal deseniz ve daha sayamadığımız birçok insan hakkı ihlali deseniz hepsi bunlarda. Sanırım bunlar bu tür faaliyetlerde bulunurken insan hakları derken kendilerinin başkalarını ezme hakkını veya demokrasi derken gariban halka demokratik zulmetme haklarını anlıyorlar ve ifade ediyorlar.

Yahu sözde insan hakları kuruluşu denen Truva atları bunları görmez mi, duymaz mı. Niçin ses yok neden tepki yok. Ezilen, sömürülen, öldürülen, talan edilen ve yozlaştırılanlar mazlum Müslüman Kürt halkı olduğu için mi Kawa maskesi takmış gerçek Dahhaklara ilişilmiyor.

 

Maskelerinin düşmememsi için ne kadar hile yapsalar,  plan ve proje hazırlasalar da biz inanıyoruz ki bir gün bu Dahhakların maskesi Hak ehli tarafından düşürülecektir. İşte o zaman vay Dahhakların ve onların avanelerinin haline. “Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah'ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dâhil değildirler. Nihayet zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler.” (ŞUARÂ-26/227) Dahhakların tanınması ve maskelerinin ve tahtların düşürülmesi temennisiyle Allah’a emanet olun.
Necmi Yıldız / Bismilajans

foto
Yazar: Necmi Yıldız
YORUM YAPIN(üye olmadan da yorum yapabilirsiniz)
Yorumla
İptal

Köşe Yazarları